BSB1001 Uygarlık Tarihi

Dijital Ders Defteri (Genişletilmiş Vize Notları)

Detaylı Mod
1. HAFTA

Bilişsel Devrim: Homo Sapiensin Sırrı

"Fizik, Kimya ve Biyoloji sahneyi kurdu. Tarih ise oyuncuların (insanların) bu sahnede ne yaptığını anlatır."

1. İnsan Türünün Tarihsel Konumu

Evren 13.5 milyar yıl önce (Big Bang) oluştu. Canlılık 3.8 milyar yıl önce başladı. Ancak "İnsan" dediğimiz türlerin (Homo cinsi) ortaya çıkışı 2.5 milyon yıl öncesidir. Biz (Homo Sapiens) ise sahnede çok yeniyiz; sadece 200-300 bin yıldır varız.

Önemli Detay: Uzun süre dünyada yanlız değildik. Homo Erectus (Doğu Asya'da 2 milyon yıl yaşadı), Homo Neandertal (Avrupa'da soğuğa dayanıklı kaslı kuzenlerimiz) ve Homo Floresiensis (Endonezya'da cüce insanlar) gibi türlerle aynı anda yaşadık. Peki neden sadece biz kaldık?

2. Bilişsel Devrim (M.Ö. 70.000)

Neandertaller bizden daha güçlüydü, beyinleri daha büyüktü ve ateşi kullanabiliyorlardı. Ancak Sapiens'in yaklaşık 70 bin yıl önce yaşadığı bir genetik mutasyon (veya zihinsel sıçrama), beynin iç bağlantılarını değiştirdi. Buna Bilişsel Devrim diyoruz. Bu değişim Sapiens'e şu yetenekleri kazandırdı:

Sapiens'in Üç Temel Dil Yeteneği:

  1. Esnek Dil: Bir maymun sadece "Dikkat kartal!" diye bağırabilir. Sapiens ise "Bu sabah nehrin kıvrımında bir bizon gördüm, sürüsü yoktu, muhtemelen yaralıydı" diye detay verebilir. Planlama yeteneği doğar.
  2. Dedikodu (Sosyal Bilgi): "Kabilede kim kiminle işbirliği yapıyor, kim yalancı, kim güvenilir?" Bu bilgi, Sapiens'in 50 kişilik değil, 150 kişilik (Dunbar Sayısı) gruplar halinde yaşamasını sağladı. Neandertaller bu kadar kalabalık grup kuramıyordu.
  3. Kurgu Yaratabilme (En Önemlisi): Aslanı, nehri, ağacı herkes görür. Ama Sapiens; ruhları, tanrıları, devletleri ve şirketleri (fiziksel olarak var olmayan şeyleri) konuşabilir.

3. Kurgusal Gerçeklik ve İşbirliği

Bir şempanze sürüsü en fazla 50 kişiyle işbirliği yapar. Binlerce şempanzeyi bir stadyuma doldurursanız kaos çıkar. Ama binlerce insanı bir stadyuma, bir fabrikaya veya bir orduya koyarsanız düzenli hareket ederler.

Bunun sebebi Ortak Mitlerdir. İki Katolik birbirini tanımasa bile Haçlı Seferine katılabilir, çünkü ortak bir hikayeye (mit) inanırlar. İki tüccar birbirini tanımasa bile ticaret yapabilir, çünkü "Dolar" veya "Hukuk" denen ortak kurguya inanırlar.

Püf Nokta: Peugeot Efsanesi

Peugeot bir "Tüzel Kişilik"tir. Fabrikaları yansa, tüm çalışanları istifa etse, tüm yönetim kurulu ölse bile "Peugeot Şirketi" var olmaya devam eder. Çünkü o bizim kolektif hayal gücümüzde ve hukuk kitaplarında yaşayan bir kurgudur. Bu yetenek (Limited Şirket kurabilme), insanların biyolojik sınırlarını aşıp devasa güçler oluşturmasını sağlamıştır.

Sınav Sorusu: "İnsanları diğer hayvanlardan ayıran temel özellik alet yapmaları mıdır?"

Cevap: Hayır, şempanzeler ve kargalar da basit aletler yapar. Temel fark, esnek ve geniş çaplı işbirliği yapabilme yeteneğidir. Bu işbirliği de "olmayan şeylere (mitlere) inanabilme" kapasitesine dayanır.
2. HAFTA

Tarım Devrimi: Tarihin En Büyük Aldatmacası mı?

1. Geçiş Süreci (M.Ö. 10.000)

İnsanlar 2.5 milyon yıl boyunca avcı-toplayıcı olarak yaşadılar. Sonra birdenbire, biyolojik hiçbir değişim olmamasına rağmen yaşam tarzlarını değiştirdiler. Buğdayı evcilleştirdiler (ya da buğday bizi evcilleştirdi). Harari buna "Tarihin En Büyük Aldatmacası" der. Neden?

Avcı-Toplayıcı vs Çiftçi Yaşamı

  • Avcı-Toplayıcı: Günde 3-4 saat çalışırdı. Diyetinde meyve, sebze, et, yemiş vardı (Çok çeşitli). Kıtlık riski azdı (bir besin biterse diğerini yerdi). Bulaşıcı hastalık azdı (göçebeydi).
  • Çiftçi: Günde 10-12 saat (şafaktan gün batımına) çalışmak zorundaydı. Diyeti tek tipti (tahıl). Omurga, diz ve bel fıtığı hastalıkları ortaya çıktı. Kalabalık köylerde hayvanlarla iç içe yaşadığı için salgın hastalıklar başladı.

2. "Lüks Tuzağı" (Luxury Trap)

Peki hayat bu kadar zorlaştıysa neden geri dönmediler? Çünkü tarım, birim alandan daha fazla kalori (gıda) elde etmeyi sağladı. Gıda artınca nüfus patladı.

Bir avcı kadın göçebe olduğu için 3-4 yılda bir çocuk yapabilirken, yerleşik çiftçi her yıl çocuk yapabildi. Nüfus artınca, o nüfusu beslemek için daha çok tarlaya ihtiyaç duyuldu. Bu kısır döngü, insanları tarlaya hapsetti. Geri dönmek imkansızdı çünkü avcılıkla o koca nüfusu besleyemezlerdi. Lüks, zorunluluk haline geldi.

3. "Ev" ve Gelecek Kaygısı

Tarım devrimi psikolojimizi de değiştirdi. Avcı "Carpe Diem" (Günü yaşa) modundaydı, çünkü eti saklayamazdı. Çiftçi ise sürekli "Gelecek Endişesi" taşımak zorundaydı: "Ya seneye yağmur yağmazsa?", "Ya çekirgeler gelirse?".

Ayrıca "Özel Alan / Ev" kavramı doğdu. Avcılar komünal yaşarken, çiftçiler "benim evim, benim ambarım" diyerek bencilleşti. Komşuluk ilişkileri ve mülkiyet savaşları başladı.

3. HAFTA

Yönetimin İcadı: Artı Ürün ve Hiyerarşi

1. Artı Ürün (Surplus) Problemi

Tarlada çalışan çiftçi, kendi ailesinin yiyeceğinden %10-20 fazlasını üretti. Bu fazlalık (Artı Ürün) medeniyetin yakıtı oldu. Ama bir sorun vardı: Bu fazla buğdayı nerede saklayacağız ve yağmacılardan kim koruyacak?

Çözüm: Buğdayı merkezi tapınakta/ambarda toplayalım, güçlü birileri korusun. Sonuç: Devletin Doğuşu. Çiftçi üretti, yönetici sınıf (Rahip, Kral, Asker) o artı ürüne "Vergi" adı altında el koydu. Tarih boyunca medeniyet, %90'ın çalışıp %10'u beslemesi üzerine kuruldu.

2. Veri İşleme: Yazının İcadı

İmparatorluk büyüyünce hafıza yetmemeye başladı. "Kimin ne kadar vergi borcu var?" sorusu kritikti. M.Ö. 3000 civarında Sümerler, insan beyninin dışına bilgi depolama yöntemini buldu: Yazı.

Tarihte adı bilinen ilk insan bir kral veya peygamber değildir. Bir kil tabletin altında imzası olan "Kushim"dir. Ve şöyle yazar: "29.086 ölçü arpa, 37 ay içinde teslim alındı. İmza: Kushim." Yani tarihteki ilk isim bir muhasebeciye aittir.

3. Hayali Düzenler ve Hammurabi

Milyonlarca insanı bir arada tutmak için "adalet" kavramı gerekiyordu. Hammurabi Kanunları (M.Ö. 1776) buna örnektir. Hammurabi, insanların eşit olmadığını açıkça yazar: "Üst insan, üst insanın gözünü çıkarırsa gözü çıkarılır. Ama bir kölenin gözünü çıkarırsa, bedelini gümüşle öder."

Bugün bize korkunç gelse de, o dönem için bu "adalet"ti ve tanrılar tarafından emredilmiş bir "kozmik düzen" olarak sunuluyordu. İnsanlar hiyerarşiyi doğal zannettikleri sürece isyan etmezler.

4. HAFTA

Uygarlığın Yayılması: Küresel Birleşme

Tarihe kuşbakışı bakarsak tek bir yön görürüz: Birleşme. 10.000 yıl önce dünyada binlerce izole insan dünyası vardı. Bugün ise neredeyse tek bir küresel köyde yaşıyoruz. Herkes aynı saat dilimini, aynı ekonomik sistemi ve benzer siyasi yapıları kullanıyor. Bu birleşmeyi sağlayan 3 büyük evrensel düzen vardır:

1. Para Düzeni

En hoşgörülü olandır. Usame bin Ladin Amerikan kültüründen, dininden ve siyasetinden nefret ediyordu ama Amerikan Dolarını seviyordu. Para, dil ve din fark etmeksizin herkesin "inandığı" tek ortak hikayedir. Çünkü para mala değil, güvene dayanır.

2. İmparatorluk Düzeni

Siyasidir. Farklı milletleri tek bir şemsiye altına toplar. Roma, Osmanlı, Britanya... Genelde zorla ve kanla kurulur ama sonucunda kültürleri birleştirir, yolları ve hukuku standartlaştırır. "Biz" ve "Onlar" ayrımını yok edip "Hepimiz" demeye çalışır.

3. Din Düzeni

İlahi yasaların evrenselliğidir. Hristiyanlık, İslam ve Budizm gibi dinler "yerel" değildir; tüm insanlığı kapsayan doğrular sunduklarını iddia ederler. Bu da milyarlarca insanı aynı değerler sisteminde birleştirir.

5. HAFTA

Antik Yunan: Akıl ve Logos'un Doğuşu

1. Mitos'tan Logos'a Geçiş

Diğer medeniyetler (Mısır, Mezopotamya) doğa olaylarını "Tanrılar kızdı" diye açıklarken, İyonya kıyılarında (Batı Anadolu) bir grup insan "Hayır, bunun mantıklı bir sebebi olmalı" demeye başladı. Tales, "Her şeyin özü sudur" dediğinde tarihte ilk kez doğayı doğayla açıklıyordu. İşte bu Felsefenin (Bilgelik Sevgisi) başlangıcıydı.

2. Büyük Üçlü: Sokrates, Platon, Aristo

SOKRATES: Sorgulama Sanatı

Hiçbir şey yazmadı. Şehir meydanında insanlara rahatsız edici sorular sordu. "Adalet nedir?", "Cesaret nedir?". Amacı doğruyu öğretmek değil, insanların bilmediklerini fark etmelerini sağlamaktı ("Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir"). Atina demokrasisi tarafından "gençleri zehirlemekle" suçlanıp idam edildi.

PLATON (Eflatun): İdealar Dünyası

Sokrates'in öğrencisi. Gördüğümüz dünya sahtedir, gölgelerden ibarettir (Mağara Alegorisi). Asıl gerçeklik, zihindeki kusursuz "İdealar"dır. Demokrasiden nefret ederdi (hocasını öldürdüğü için). Yönetimin "Filozof Krallar"da olması gerektiğini savundu.

ARİSTO: Mantık ve Bilim

Platon'un öğrencisi ama ona karşı çıktı. "Gerçeklik bu dünyadadır" dedi. Gözlem yaptı, hayvanları sınıflandırdı, mantık kurallarını yazdı. Büyük İskender'in hocalığını yaptı.

Hocanın Vurgusu: Yunanlılar sadece felsefe yapmadı, "Arete" (Mükemmellik/Erdem) kavramına takıntılıydılar. Olimpiyatlar, tiyatro yarışmaları, heykeller... Hepsi insanın fiziksel ve zihinsel sınırlarını zorlama çabasıydı.
6. HAFTA

Roma Uygarlığı: Devlet Sanatı ve Mühendislik

1. Cumhuriyetten İmparatorluğa

Roma başlangıçta krallıktı, sonra kralı kovup Cumhuriyet (Res Publica = Halkın işi) kurdular. Senato vardı, güçler ayrılığı vardı. Ancak Sezar "Rubicon Nehrini" geçip gücü ele geçirdi. Evlatlığı Augustus ile birlikte Roma bir İmparatorluğa dönüştü.

Ekmek ve Sirk (Panem et Circenses): Roma imparatorları halkın isyan etmesini önlemek için basit bir formül bulmuştu: Bedava tahıl dağıt (Ekmek) ve Kolezyum'da kanlı gladyatör dövüşleri düzenle (Sirk). Halkın karnı tok, eğlencesi bol ise politikayla ilgilenmez.

2. Roma Mühendisliği ve Hukuk

Yunanlılar gökyüzüne bakıp teoriler üretirken, Romalılar yeryüzüne bakıp yollar yaptılar. Pragmatizm (Faydacılık) ana felsefeleriydi.

  • Beton: Volkanik külü kullanarak su altında bile donan betonu buldular. Pantheon kubbesi 2000 yıldır hala ayakta.
  • Yollar: 80.000 km taş döşeli yol ağı. Ordunun hızla her yere ulaşmasını sağlıyordu.
  • Hukuk (Jus Gentium): Sadece Romalılar için değil, "Milletler Hukuku" geliştirip fethettikleri yabancıları da sisteme entegre ettiler. Vatandaşlık verdiler. Bu, imparatorluğun ömrünü uzattı.
7. HAFTA

Batı'nın Karanlığı vs Doğu'nun Aydınlığı

Roma İmparatorluğu (Batı kanadı) barbar istilalarıyla 476'da yıkılınca Avrupa'da ışıklar söndü. Merkezi otorite kayboldu, ticaret durdu, şehirler boşaldı.

1. Feodalizm (Derebeylik Sistemi)

Güvenlik kalmayınca insanlar büyük duvarları olan şatolara sığındı. Yeni bir toplumsal sözleşme doğdu: "Beni Vikinglerin saldırısından koru (Lord), ben de karşılığında sana tarlada çalışıp özgürlüğümü vereyim (Serf)."

Kilise bu dönemde tek birleştirici güçtü (Skolastik Düşünce). Bilgi sadece manastırlara hapsoldu, halk cahil bırakıldı. Din dışı her türlü sorgulama sapkınlık sayıldı.

2. İslam Rönesansı (8. - 12. Yüzyıl)

Avrupa karanlıktayken, Bağdat (Abbasiler) dünyanın bilim merkeziydi. Harun Reşid ve Me'mun Beyt'ül Hikme (Bilgelik Evi) kurdular.

Neden İslam Dünyası İlerideydi?

  1. Tercüme Hareketi: Antik Yunan (Aristo, Platon) eserlerini "kafir işi" demeden Arapçaya çevirdiler. Batı kendi atalarını unutmuşken, İslam dünyası onları okuyordu.
  2. Kağıt Teknolojisi: Çinlilerden kağıt yapımını öğrendiler (Talas Savaşı - 751). Parşömen çok pahalıyken, kağıt ucuzdu. Kitap üretimi patladı. Bağdat'ta yüzlerce kütüphane vardı.
  3. Gözlemci Bilim: İbn-i Heysem optik yasalarını buldu, İbn-i Sina Tıbbı sistemleştirdi. Ameliyat aletleri geliştirildi.
Vize İçin Son Uyarı: İlk 7 haftada "Neden?" sorularına odaklanın. Neden tarıma geçtik? Neden yazı bulundu? Neden Roma yıkıldı? Tarihler ve isimlerden ziyade süreçler ve neden-sonuç ilişkileri sorulacaktır.
9. HAFTA

Batı Uyanıyor: Rönesans ve Reform

Ortaçağ'da (Karanlık Çağ) her şeyin merkezi Tanrı ve Kilise idi. İnsan "günahkar" ve "değersiz"di. 14. yüzyılda İtalya'da başlayan Rönesans (Yeniden Doğuş) ile bu değişti. Merkezden Tanrı alındı, yerine İnsan konuldu. Buna Hümanizm denir.

1. Rönesans: Neden İtalya?

Rönesans, antik Yunan ve Roma rasyonalizminin yeniden keşfidir. İstanbul'un fethinden (1453) kaçan Bizanslı bilginler, yanlarında getirdikleri antik el yazmalarıyla İtalya'daki bu ateşi körüklediler. Ayrıca İtalyan şehir devletleri (Floransa, Venedik) ticaretten çok zengindi ve Medici ailesi gibi Mesenler (Sanat koruyucuları) sanatçıları finanse ediyordu.

2. Reform: Dinde Devrim

Rönesans zihni özgürleştirdi, Reform ise vicdanı. Martin Luther, 1517'de kilise kapısına 95 tezini astığında amacı yeni bir din kurmak değil, Kiliseyi protesto etmekti (Bu yüzden Protestanlık denir).

Martin Luther'in Üç Büyük Darbesi:

  • Endüljans'a Ret: "Cennetten arsa satamazsın. Tanrı ile kul arasına kimse (Papa bile) giremez."
  • İncil'in Çevirisi: İncil Latinceydi ve sadece rahipler anlıyordu. Luther Almancaya çevirdi. Artık köylü Hans da okuyup "Aaa, Kutsal Kitap'ta Papa'ya vergi verin yazmıyormuş" diyebildi.
  • Laikleşme: Kilise topraklarının prenslere geçmesini sağladı. Eğitim kilisenin elinden çıktı.

Teknolojik Katalizör: Matbaa

Rönesans ve Reform'un başarılı olmasının tek sebebi Gutenberg'in Matbaasıdır (1450). Luther'in fikirleri el yazması olsaydı 100 kişiye ulaşırdı, matbaa sayesinde 2 haftada tüm Almanya'ya yayıldı. Bilgi demokratikleşti.

10. HAFTA

Yeni Dünya ve Ekonomik Zihniyet: Merkantilizm

1. Coğrafi Keşifler: Zorunluluktan Doğdu

Avrupa, İpek ve Baharat yollarına muhtaçtı ama bu yollar Osmanlı'nın elindeydi. "Aracıları ortadan kaldıralım" diyerek okyanusa açıldılar. Kristof Kolomb Hindistan'ı ararken Amerika'yı (Yeni Kıta) buldu.

Sonuç: Ticaretin ekseni Akdeniz'den (Venedik, Osmanlı) Atlantik Okyanusu'na (İspanya, İngiltere) kaydı. Osmanlı gümrük gelirlerini kaybettiği için fakirleşmeye başladı.

2. Merkantilizm: Bir Sıfır Toplamlı Oyun

Coğrafi keşiflerle birlikte "Zenginlik nedir?" sorusunun cevabı değişti:

  • Feodal Zihniyet: Zenginlik = Topraktır. Ne kadar çok tarlan varsa o kadar zenginsin.
  • Merkantilist Zihniyet: Zenginlik = Altın ve Gümüştür. Dünyadaki maden miktarı sabittir. O halde ben zenginleşmek için seni fakirleştirmeliyim (Sıfır Toplamlı Oyun).

Merkantilist Reçete: "Sürekli mal sat (İhracat), asla mal alma (İthalat yasağı). Kasana giren altını kilitle." Bu politika sömürgeciliği doğurdu. Amerikadan Avrupa'ya tonlarca altın/gümüş aktı.

3. Burjuvazinin Yükselişi

Gelen altınlar Avrupa'da enflasyon yarattı (Fiyat Devrimi). Sabit gelirli soylular (trak sahipleri) fakirleşirken, mal alıp satan Tüccarlar (Burjuvazi) aşırı zenginleşti. Bu yeni sınıf, ileride kralları devirecek güce (Para) kavuştu.

11. HAFTA

17. Yüzyıl: Bilimsel Devrim ve Makine Evren

Matbaa ve Pusula dünyayı fiziksel olarak keşfetmemizi sağladı. Şimdi sıra zihinsel keşifteydi. 17. Yüzyıl "Dahiler Çağı"dır.

1. René Descartes ve Şüphecilik

Modern felsefenin kurucusu kabul edilir. Yöntemi basittir: Metodik Şüphe. "Her şeyden şüphe edebilirim (duyularımdan, gördüklerimden, tanrıdan). Şüphe edemeyeceğim tek şey, şüphe ettiğimdir (yani düşündüğümdür)."

"Cogito, ergo sum." (Düşünüyorum, öyleyse varım.)
Bu sözle insanı, evrenin merkezine "Düşünen Özne" olarak yerleştirdi.

2. Isaac Newton ve Determinizm

Newton, elmanın düşüşüyle gezegenlerin dönüşünü aynı formülle (Kütle Çekim Yasası) açıkladı. Bu muazzam bir devrimdi. Çünkü o güne kadar gökyüzü "ilahi", yeryüzü "fani" görülürdü. Newton "Hayır," dedi, "Her yer aynı fizik yasalarına tabidir."

Makine Evren Modeli

Newton fiziği şu inancı doğurdu: Evren devasa, tıkır tıkır işleyen bir saattir. İçinde gizem, ruh veya büyü yoktur. Sadece mekanik parçalar vardır. Eğer bu parçaların (yasaların) nasıl çalıştığını çözersek, evreni ve doğayı kontrol edebiliriz. Bu düşünce, doğayı sömürme hakkını bize verdi (Endüstri devriminin zihinsel altyapısı).

12. HAFTA

18. Yüzyıl: Aydınlanma Çağı (Aklın Işığı)

Newton'un fizikte yaptığını, filozoflar toplumda yapmaya çalıştı. "Fizikte evrensel yasalar varsa, toplumda da olmalı."

1. Slogan: Sapere Aude!

Immanuel Kant Aydınlanmayı şöyle tanımladı: "İnsanın kendi suçu ile düşmüş olduğu ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu durumun sebebi akıl eksikliği değil, aklını başkasının (dinin, kralın) kılavuzluğu olmadan kullanma cesareti gösterememesidir. O halde sloganımız: Sapere Aude! (Aklını kullanma cesareti göster!)"

2. Ansiklopedi Hareketi

Diderot ve arkadaşları Ansiklopedi'yi yazdılar. Amaçları dünyadaki tüm bilgiyi tek bir kitapta toplayıp halka ulaştırmaktı. Kilise yasakladı. Çünkü bilgi halka inerse otorite sarsılırdı.

Deizm (Yaradancılık)

Aydınlanmacıların çoğu ateist değil, Deistti. "Tanrı evreni bir saatçi gibi tasarladı, kurdu ve geri çekildi. Artık müdahale etmiyor (mucize yok), akılla baş başayız." Voltaire, Rousseau gibi düşünürler bu çizgideydi.

13. HAFTA

Çifte Devrim: Siyasi ve İktisadi Dönüşüm

18. yüzyılın sonunda patlayan iki devrim, modern dünyayı kurdu. Biri devlet yapısını, diğeri üretim yapısını değiştirdi.

Fransız İhtilali (Siyasi)

Mutlak Krallığı yıktı.

Fransa'da halk açlıktan ölürken Kraliçe'nin "Pasta yesinler" (demese bile öyle inanıldı) tavrı bardağı taşırdı. Bastille hapishanesi basıldı.

  • Milliyetçilik: "Kralın tebaası" yerine "Fransız Vatandaşı" kavramı doğdu. İmparatorlukları parçalayan virüs budur.
  • Laiklik: Din devlet işlerinden tamamen ayrıldı.

Liberalizm (İktisadi)

Merkantilizmi yıktı.

Adam Smith, "Milletlerin Zenginliği"nde Merkantilizme karşı çıktı. "Zenginlik altın biriktirmek değil, mal ve hizmet üretmektir."

  • Laissez Faire: "Bırakınız yapsınlar." Devlet ekonomiye karışmasın.
  • Görünmez El: Herkes kendi bencil çıkarı için çalışırsa, toplum otomatik olarak kalkınır.
14. HAFTA

Sanayi Devrimi ve Modern Kölelik

1. Buharın Gücü

James Watt buhar makinesini sanayiye uyarladı. İlk kez üretimde kas gücünden (insan/hayvan) inorganik enerjiye (kömür) geçildi. Sonuç: Devasa bir üretim patlaması. Köylüler iş için şehirlere akın etti. Manchester gibi sanayi kentleri, duman, is ve sefalet yuvalarına dönüştü.

2. Bilimsel İşletmecilik (Taylorizm)

Üretim arttı ama verimlilik yetmiyordu. Frederick Taylor devreye girdi.

Taylorizm'in Felsefesi:

"İşçi düşünmemeli. Düşünmek mühendisin işidir. İşçi, makinenin yaşayan bir parçası gibi sadece verilen hareketi en kısa sürede yapmalıdır."

Taylor eline kronometre alıp işçilerin her hareketini ölçtü. "Eğilmek 2 saniye, kömürü atmak 3 saniye." Gereksiz hareketleri yasakladı. Bu sistem üretimi uçurdu ama insanı robotlaştırdı (Yabancılaşma). Charlie Chaplin'in "Modern Zamanlar" filmi bu trajediyi anlatır.

15. HAFTA

20. Yüzyıl Kabusu: Savaşlar ve Bilinçaltı

Aydınlanma çağı, "Bilim ilerledikçe insanlık ahlaken de ilerleyecek, savaşlar bitecek, cenneti kuracağız" diyordu. 20. Yüzyıl bu hayali paramparça etti.

1. Teknoloji Destekli Vahşet

I. ve II. Dünya Savaşları, sanayi devriminin meyvesiydi. Fabrikalar konserve kutusu üretir gibi mermi, tank ve zehirli gaz üretti. Bilim, insan öldürmeyi "verimli" hale getirdi (Atom Bombası, Gaz Odaları). İlerleme miti çöktü.

2. 1929 Ekonomik Buhranı

Liberalizmin "Piyasa kendi dengesini bulur, devlet karışmasın" tezi iflas etti. Borsalar çöktü, milyonlar işsiz kaldı. Bu çaresizlik ortamı, "Bana yetkiyi verin, sizi kurtarayım" diyen diktatörlerin (Hitler, Mussolini) yükselmesini sağladı.

3. Freud ve İnsanın Düşüşü

Kopernik "Evrenin merkezinde değilsin" dedi. Darwin "Tanrı'nın özel kulu değil, hayvandan evrimleşmiş bir türsün" dedi. Son darbeyi Freud vurdu:

Narsistik Kırılma: "Kendi evinin (zihninin) bile efendisi değilsin." Freud'a göre insan rasyonel değildir. Bilinçaltındaki vahşi dürtüler (Cinsellik/Saldırganlık) tarafından yönetilir. Medeniyet, bu vahşi hayvanı kafeste tutmaya çalışan ince bir zardır.
Final Sorusu (Kesin Çıkar): "Modernitenin üç büyük narsistik kırılmasını açıklayınız."
1. Kozmolojik Kırılma (Dünya merkezde değil - Kopernik)
2. Biyolojik Kırılma (İnsan özel değil - Darwin)
3. Psikolojik Kırılma (Bilinç egemen değil - Freud)

Tebrikler! Dersi Tamamladınız.

Uygarlık Tarihi, insanın doğaya (taş devri), birbirine (imparatorluklar) ve nihayetinde kendisine (psikoloji) karşı verdiği mücadelenin öyküsüdür. Başarılar!